1.GÜN: ANKARA-DATÇA (13 ŞUBAT 2026)
Akşam saat 23:00’da belirtilen buluşma noktalarından hareket ediyoruz.
2.GÜN: ESKİ DATÇA-CAN YÜCEL’İN EVİ VE SOKAĞI-YENİ DATÇA FESTİVAL ALANI-MUĞLA (14 ŞUBAT 2026)
Datça’ya varış ve kahvaltımızı aldıktan sonra Eski Datça gezimize başlıyoruz. Eski Datça taş evlerini, sokaklarını gezip Can Yücel sokağına gidip dışardan Can Yücel’in evini görüyor ve köy kahvesinde serbest zaman veriyoruz. Ardından Yeni Datça’ya hareket edip, Festival alanına geçiyoruz. Festival, birbirinden güzel etkinliklerle size Datça doğasını ve yöresel ürünleri deneyimleme imkanı sunacak. Datça’nın yöresel yemeklerinin tadına bakmak ve dünyaca ünlü Datça bademinden yapılmış ürünlerin alışverişi için festival alanında stantları ziyaret edebilir ve festival kapsamındaki etkinlikleri takip edebilirsiniz. Serbest zaman sonrası Muğla’ya doğru hareket ediyoruz. Konaklama Muğla otelimizde.
Arzu eden misafirlerimizle ektra Türkü Bar Programı gerçekleştirilecektir.
3.GÜN: MUĞLA-ANKARA (15 ŞUBAT 2026)
Sabah otelimizde alacağımız açık büfe kahvaltı sonrasında, Pamukkale’ye doğru hareket ediyoruz. Tarihin canlı bir örneği olan Pamukkale Travertenler’in görülmesi ile turumuzu tamamlıyoruz ve Ankara’ya dönüş için hareket ediyoruz.
KALKIŞ NOKTALARI
23.00 Kumrular
23.10 Milli Kütüphane Önü
23.20 Armada Önü
23.30 Ümitköy Köprüsü
23.35 Anse
** Turizm Aracı İle Ulaşım
** Araç İçi İkramlar
** 1 Gece Otel Konaklaması
** 2 Sabah Kahvaltısı (1. Gün Araçta Kahvaltılık İkram), 1 Akşam Yemeği
** Seyahat Sigorta Paketi
** Profesyonel Rehberlik
** Single Farkı (1000 TL)
** Tüm Şahsi Harcamalar
** Öğle Yemekleri
** Yemeklerde Alınan İçecekler
** Müze ve Ören Yeri Giriş Ücretleri
Önemli Notlar:
BİLGİLENDİRME
Badem Çiçeği Festivali’nin Ruhu
Badem çiçeklerini açtıran nedir diye sorarsanız, aşktır deriz. Demophon’un badem ağacına dönüşmüş Phyllis’e sarıldığında dallarının çiçek açması gibi, Datça’da bulutların dağlara, toprağın denize, rüzgarların teknelerin beline sarılması gibi Datça’nın insanı da doğaya sarılır aşkla. Bu aşkın gücüne dayanamaz bademler, açıverir çiçeklerini. Çünkü önümüz bahardır, önümüz aydınlıktır, berekettir. Sabırsız çiçekleri selamlar dünyayı ve insanı emekten, güzellikten, kardeşlikten yana olan. Kadınıyla erkeğiyle, genciyle yaşlısıyla bir araya gelir insanlar, gönüllerde de açar badem çiçekleri. Balıkaşıran’dan Knidos’a kadar köyler şöyle bir silkinir, türküler söylenir, kol kola girilir, oyunlar oynanır. Yüz yaşında nineler doğrulur, maniler söyler toprağa, doğaya, bademe dair, çiftçi tarlasına adımını atar, kadınların yanakları pembeleşir, çocukların daha bir kanı kaynar. Yarımada şenlenir, bir curcuna başlar.
Bir çiçeğin açması nedir? Düşündünüz mü hiç? Umuttur her şeyden önce, geleceğin müjdecisidir. Uyanıştır; kışın uyuşukluğunu, ölü toprağını atmaktır üstümüzden. Berekettir; toprağın, güneşin, yağmurun cömertliğidir. Doğumdur; yaşamın enerjisini hissetmektir.
İnattır; her sene bıkmak bilmeden dirençle gözlerini açmaktır. Bir çiçeğe bakıp kötülük düşünebilir mi insan? Karalar bağlayabilir mi, kendini yılgın hissedebilir mi?
Şimdi biz de bir badem fidanı dikiyoruz bu kadim topraklara. Ağacımızı büyüteceğiz. Soğuğa dayanaklı tomurcukları açacak, kökü derinlere erişecek. Çiçekleri dünyaya gülümseyecek. O ağacın gölgesinde hepimize yer olacak, sana bana, toprağa ve hayvanlara. Bu bir niyettir; buluşma heyecanı, paylaşma mutluluğu, kardeşçe sarılmanın huzuru, topraktan fışkıran yaşama neşeyle gülümsemenin özlemidir.